Pedofiliyi Anlamak: Suçtan Ayırmak

Pedofili ve çocuklara karşı cinsel suçlar toplumda genellikle birbirine karıştırılan ve yanlış anlaşılan kavramlardır. Pedofil olmak, kişinin cinsel olarak çocuklara ilgi duyması anlamına gelirken, bu ilgi her zaman suç işlemeye dönüşmez. Bir pedofil, çocuklara karşı cinsel suç işlememiş olabilir ve çocuklara karşı cinsel suç işlemiş olan biri de pedofil olmayabilir. Bu yazıda, pedofili ve çocuklara karşı cinsel suçlar arasındaki farkı anlamaya çalışarak, yaygın yanlış anlamaları ve gerçekleri ele alacağız.

Pedofili ve İlgili Kavramlar

Pedofili, ergenlik evresine henüz girmemiş çocuklara öncelikli ya da özel cinsel ilgi duymak olarak tanımlanır. Bu bir yaşam tarzı seçimi değil, bir parafili, yani cinsel sapkınlık türüdür. Pedofili teriminin yaratıcısı Alman psikiyatrist Richard von Krafft-Ebing, 1886 yılında pedofilinin nörolojik bir bozukluk olduğunu savunmuştur. James Cantor ve meslektaşları, pedofilinin doğuştan gelen, zaman içinde değişmeyen bir özellik olduğunu ve tıpkı diğer cinsel yönelimler gibi varlığımızın özünden geldiğini belirtmektedir.

Pedofili, farklı yaş gruplarına yönelik ilgiye göre sınıflandırılabilir:

1. Klasik Pedofili: Ergenlik öncesi çocuklara cinsel ilgi duyan kişiler.

2. Hebephilia: Ergenlik dönemine yeni girmiş çocuklara cinsel ilgi duyan kişiler.

3. Ephebophilia: Genç ergenlere, genellikle 15-19 yaş aralığındaki bireylere cinsel ilgi duyan kişiler.

4. Teleiofili: Tamamen olgunlaşmış, yetişkinliğe ermiş kişilere duyulan cinsel ilgi.

Pedofili ve Çocuklara Karşı Cinsel Suçlar Arasındaki Fark

Pedofil olmak ile çocuklara karşı cinsel suç işlemenin aynı şey olmadığını anlamak kritik önem taşır. Bir pedofil, çocuklara karşı cinsel suç işlemeyebilir ve çocuklara karşı cinsel suç işlemiş olan biri de pedofil olmayabilir. Çocuklardan cinsel anlamda hoşlanmak, çocuklara karşı cinsel suç işleme açısından bir risk faktörü olsa da, bireyin inanç sistemi daha büyük bir risk faktörüdür.

Ruth Mann ve meslektaşları tarafından 2005 yılında yapılan bir çalışmaya göre, çocuklarla seks yapmanın zararsız olduğu ve çocukların yetişkinleri kendileriyle seks yapmaya teşvik ettikleri inancı, çocuklara karşı cinsel suç işlemenin altında yatan iki bilişsel sapmadır. Bu sapmalar, çocuklara öncelikli cinsel ilgi duyan kişiler veya fırsatçı suçlular tarafından benimsenebilir. Fırsatçı suçlular, cinsel anlamda yetişkinlerden hoşlanan ancak çocuklara erişim kolaylığının avantajını kullanan kişilerdir. Cinsel haz alma çıkarıyla davranan bu kişiler, çocukları manipüle ederek kendilerine avantaj sağlamaktadır. Bilişsel, fiziksel ve psikolojik olarak yönlendirme veya zorlama içeren ve bir tarafın çocuk diğer tarafın çocuktan yaş, statü, bilişsel ve fiziksel olarak üstün olduğu durumların cinsel eylem içermesi çocuğun cinsel istismarı suçudur.

Çocuklara Karşı Cinsel Suç İşleyenler Kimlerdir?

Araştırmalar, çocuklara karşı cinsel suç işleyen kişilerin genellikle kurbanın tanıdığı kişiler olduğunu göstermektedir. Aile üyeleri, arkadaşlar, komşular gibi tanıdıklar bu tür suçların failleri arasında daha sık görülmektedir. Kelly Richards, ebeveynlerin genellikle çocuklarının bir yabancı tarafından istismar edileceğinden korktuklarını, ancak faillerin çoğunun çocukların tanıdığı kişiler olduğunu belirtmektedir.

Dünya çapındaki literatür değerlendirmeleri, kadınların %18-20’sinin ve erkeklerin %7-8’inin 18 yaşından evvel cinsel istismara uğradıklarını göstermektedir. Britanya’daki her 20 çocuktan biri cinsel istismara uğramıştır. Bu suçların failleri en fazla akrabalar, komşular ya da aile dostları dahil olmak üzere çocukların tanıdıkları yetişkinler arasından çıkmaktadır. Gerek oğlan gerekse kızları hedef alan faillerin çok büyük sıklıkla kurbanın babası olmayan erkek bir akraba olduğu görülmektedir.

Çocuklara Cinsel İstismarda Bulunan Faillerin Çoğu Çocukken Cinsel İstismara Uğramamıştır

Toplumda yaygın bir inanış, çocuklara cinsel istismarda bulunan faillerin çocukken kendilerinin de cinsel istismara uğramış olduklarıdır. Ancak bu varsayım her zaman doğru değildir. Araştırmalar, faillerin çoğunluğunun çocukken cinsel istismara uğramadığını göstermektedir. Bu durum, çocuk istismarının karmaşık ve çok yönlü nedenleri olduğunu ve her vaka için farklı dinamiklerin geçerli olabileceğini ortaya koymaktadır.

Çocukken istismar edilmiş olanların çoğu sonradan birer suçlu haline gelmemektedir ve çocuklara cinsel istismarda bulunanların çoğunun da geçmişlerinde bir cinsel istismar vakası bulunmamaktadır. Bununla beraber, çocukken cinsel istismara, fiziksel istismara ya da ihmale uğramış insanlarda, cinsel suçlar dahil olmak üzere suç ve ihmal açısından risk artar. Ancak, kurban edilmekle suç işleyen biri haline gelmek arasındaki bağın anlaşılması değer taşımakla birlikte, bunun abartılmaması da gerekir. Çocuklara yönelik cinsel istismar suçunu işleyenlerin çocukken istismara uğradığını varsaymak bu davranışa yönelik bir sebep bir gerekçe bulmamızı sağlar. Bu gerekçenin yanıltıcı olması da bu konuya dair önleyici politikalar geliştirmemizi engeller.

İnternette Çocuk Pornosu İzleyenlerin Birçoğu İnternet Dışı Ortamlarda Çocuklara Karşı Cinsel Suç İşlemezler (Ama)

İnternette çocuk pornosu izleyen kişilere yönelik büyük bir endişe vardır. Ancak bu kişilerin hepsinin gerçek hayatta çocuklara karşı cinsel suç işlemedikleri belirtilmektedir. Araştırmalar, bu kişilerin önemli bir kısmının sadece internet üzerinden bu tür içeriklere eriştiğini ve fiziksel dünyada suç işlemediklerini göstermektedir.

2015 yılında Kelly Babchishin tarafından yapılan bir meta analiz, çocuklara karşı çevrimiçi ve çevrimdışı suçlar işlemiş kişilerin özelliklerini incelemiştir. Hüküm giymiş yaklaşık sekiz çocuk pornosu suçlusundan birinin bir çocuğa karşı işlediği kayıtlı bir temas suçu bulunmaktadır; bu sorulduğunda yaklaşık iki kişiden biri, bir temas suçu işlediğini kendisi söylemektedir. Temas suçları bir çocukla buluşmayı ve herhangi bir tür cinsel ya da cinselleştirilmiş davranışta bulunmayı kapsamaktadır. Ek olarak, yeniden hüküm giyme oranlarına bakıldığında, bu oranların çocuk cinsel suçlularına kıyasla, çocuk pornografisi suçlarında daha düşük olduğu görülmüştür.

Genel olarak bulgular, suç işleme davranışlarını çevrimiçi çocuk pornografisiyle kısıtlamış olan suçluların, her iki suçu birden işlemiş olan suçlulardan ve çocuklara karşı çevrimdışı cinsel suç işlemiş suçlulardan farklı olduklarını göstermektedir. Çocuk pornosuyla yakalanmış ama hiçbir temas suçu işlememiş olanların kurbana empati duyma ihtimalleri daha yüksektir. Bir çocuğa karşı cinsel temas suçu işlemeleri halinde sebep olacakları acıyı anlama ve empati kurma ihtimalleri daha yüksektir. Buna ek olarak, çocuğun bulunduğu veya çocuk görünümü verilmiş kişilerin bulunduğu pornografik içerikleri hazırlamak suçtur. Çocuğun böyle bir içerikte bulunması çocuğun nitelikli olarak cinsel istismarına girer. Ayrıca, çocuğun bulunması veya çocuk görünümü verilen kişilerin bulunması durumunda yetişkinlere cinsel ilgi duyan pedofil olmayan kişilerin farklı manipüle yöntemleri kullanarak bu suçu işlemelerine teşvik edebilir.

Pedofiliye Yönelik Yaklaşımlar ve Tedaviler

Pedofili, kişinin kontrol edemediği doğuştan gelen bir durumdur. Pedofillerin çoğu, çocuklara karşı cinsel suç işlemez ve dürtülerini kontrol etmek için yardım alabilirler. Sara Jahnke ve meslektaşları tarafından yapılan bir araştırma, pedofillerin diğer antisosyal gruplara göre daha fazla damgalandığını ve bu damgalamanın çocuk tacizlerinin engellenmesi bakımından olumsuz sonuçlar doğurduğunu göstermektedir.

Günümüz toplumunda pedofiliye bağlı tam bir panik söz konusudur. Pedofil olarak görülen kişileri açıkça kötüleyip, damgalıyor ve toplum dışına itiyoruz. İnsanların pedofillerin korkunç bir kadere mahkûm olmasını dilemeleri, ölene dek hapiste kalmalarını, hadım edilmelerini veya öldürülmelerini istemeleri anormal değildir. Ancak bu yaklaşım, çocuk tacizlerinin engellenmesi bakımından olumsuz sonuçlar doğurur.

Pedofiliyi anlamaya çalışarak ne çocuk tacizinin gerçeklerini göz ardı etmiş ne de bu meseleyi hoş görmüş ya da normalleştirmiş oluruz. Tam tersine, meselenin gerçekleriyle baş edebilmek adına daha iyi bir konumda olduğumuz bir dünyaya ulaşmak için elbirliğiyle çalışmış oluruz. Pedofili hep vardı ve daima da olacak. Bunu ciddiye almadan sapıklık diyerek savuşturmanın kimseye faydası olmaz.

Bir pedofil olmanın nasıl olduğunu merak eden psikolog Jenny Houtepen, pedofillere yaşamları hakkında sorular sormuş ve bulgularını 2016 yılında yayınlamıştır. Houtepen, görüştüğü pedofillerin birçoğunun “erken ergenlikte pedofiliye yönelik ilgilerini kabullenmekle boğuştuklarını ve bunun bir sonucu olarak psikolojik güçlükler çektiklerini” belirtmiştir. Dahası, “birçoğunun halen hislerini keşfetmeye çalıştıkları ergenlik evresinde cinsel suçlar işlediklerini” gördüğünden, bunun kısmen erken risk etmenlerine dair bilgiden ve uygun müdahaleden yoksunluk gibi sebeplere bağlı olduğunu ifade etmiştir.

Houtepen iç karartıcı bir pedohebefil portresi çizmekte ve bu durumdaki insanlara yardım etmek için bir şey yapmamız gerektiğini belirtmektedir. Yardım etmeliyiz çünkü onlar acı çeken insanlar; yardım etmeliyiz çünkü onlar başkalarına büyük acılar yaşatma riski taşıyorlar. Houtepen’in söylediklerinden, “cinsel suç işleme riskinin pedofiliye daha fazla açıklık getirilerek ve pedofillere sosyal destek ile kontrol sağlanarak azaltılabileceği” dersi çıkartılabilir.

Eğer bu tür ilgilerin herhangi bir bireyin kontrolünü aşan, doğuştan gelen, genetik bir kökeni varsa, acaba bu kişilerin kötü olduğunu gerçekten söyleyebilir miyiz? Böyle bir cinsel yönelimi olanlara nasıl bir yardım sunabiliriz?

Pedofillerin suçluya dönüşme olasılıklarını azaltmaya yönelik birkaç girişimde bulunulmuştur, bunlara cinsel suçlu yardım hatları ve psikolojik terapi gibi şeyler dahildir. Bunların her ikisi de genel olarak bu kişileri tedavi etmekten ziyade arzularıyla baş etmelerine yardımcı olmayı amaçlamaktadır. Adsız pedofili yardım hatlarının ve gruplarının sayısı ve erişilebilirliği artmaktadır. Örneğin, Britanya’daki “Stop It Now!” ve ABD’deki “Virtuous Paedophiles” gibi girişimler, kişileri dürtüleri doğrultusunda hareket etmekten alıkoymaya yönelik psikolojik destek sağlamaktadır.

Benzer şekilde, pedohebefiliye yönelik verilen terapilerin çoğu kişinin suç işlemesinin ardından gerçekleşmekle birlikte, meseleye önleyici bir yaklaşımla eğilmeyi amaçlayan girişimler de bulunmaktadır. Bazı klinikler, çocukları kapsayan cinsel fantezileri olan ve bu fantezileri doğrultusunda hareket etmekten korkan insanlar için psikolojik destek sunmaktadır. Fakat birçok ülkede, insanlar yardım isteseler bile doktorun ya da terapistin durumu polise bildirmesinden korktukları için bu zordur. Mahremiyetin katı bir şekilde korunmasının bazı durumlarda zararı önleyemeyeceği yönünde makul bir korku söz konusudur. Ancak bazı terapistler bu sistemin işleyebilmesi için, mahremiyetin katı bir şekilde korunmasıyla ilgili bir garantinin mutlaka verilmesi gerektiğini savunmaktadırlar.

Bu oldukça tartışmalı bir yaklaşımdır. Diyelim ki biri doktora halihazırda bir çocuğu istismar ettiğini söyledi, o zaman hem polis hem de biz bunun bilinmesi gerektiğini düşünür ve bu konuda gerekli suç duyurularında bulunuruz. Ancak zararı azaltmaya yönelik bir bakış açısından bakıldığında, pedohebefilin tamamen izole olmak yerine dürtüleri ya da eylemleri hakkında biriyle konuşabilmesi muhtemelen daha iyidir. Bu insanlar dürtüleriyle baş edebilmek için ancak bu şekilde yardım alabilir ve bu dürtüler doğrultusunda hareket etmekten kaçmamak için yardım görebilirler. Burada suç içeren eylemde bulunup bulunulmadığı oldukça önemlidir.

Pedofiliye yönelik tedaviler arasında kimyasal ve fiziksel kastrasyon da bulunmaktadır. Kimyasal kastrasyon, tipik olarak önceden suç işlemiş pedohebefil erkeklere yönelik ve antiandrojen ilaçların düzenli olarak verilmesinden oluşan bir tedavi türüdür. Bu ilaçlar cinsel dürtüyü geçici olarak ortadan kaldırarak ereksiyon olmayı neredeyse imkânsız hale getirir. Fiziksel kastrasyon ise testislerin ameliyatla alınması işlemidir. Almanya ve Çekya’da cinsel suçlulara fiziksel kastrasyon uygulanması seçeneği halen bulunmakla birlikte, Avrupa İşkenceyi ve İnsanlıkdışı veya Aşağılayıcı Muameleyi Önleme Komitesinin bunu sert bir şekilde eleştirmesiyle kimyasal kastrasyonun ortaya çıktığı 1940’lardan beri genel anlamda gözden düşmüştür.

Doktor Fred Berlin, bazı pedohebefillerin kimyasal kastrasyondan fayda sağlayabileceği görüşünde olmakla birlikte, “mevcut kanıtların bunun yalnızca ilacın kişinin kendi isteğiyle verildiği durumlarda geçerli olduğunu gösterdiği” konusunda uyarıda bulunmaktadır. “Halihazırda cinsel yönelimi değiştiren hiçbir ilaç olmadığını, farmakolojik tedavilerin yalnızca istenmeyen cinsel dürtülerin yoğunluğunu azaltabildiğini” hatırlatıyor. Berlin’e göre, “pedofili cezalandırılamaz ya da yasalarla yürürlükten kaldırılamaz. Pedofili bir kamu sağlığı sorunu olduğu kadar bir ceza adaleti meselesidir.” Parafililer beyinlerinin içinde yaşarlar, cinsel organlarının ya da hormonlarının içinde değil. Tıbbi müdahaleler pedohebefilleri iyileştirmez, dürtülerinin daha az yoğun olmasını sağlar yalnızca.

Bir İnsancıllaştırma Çağrısı

Pedofiliye yönelik yaklaşımlar ve tedaviler, bu kişilere insancıl bir bakış açısıyla yaklaşmayı gerektirir. Pedofillerin yaşamları hakkında daha fazla bilgi sahibi olarak, bu kişilere yardım etmenin yollarını aramalıyız. Psikolog Jenny Houtepen’in araştırması, pedofillerin erken yaşlarda bu durumla başa çıkmaya çalışırken psikolojik zorluklar yaşadığını göstermektedir. Bu kişilere yönelik sosyal destek ve uygun müdahaleler, suç işleme riskini azaltabilir.

Pedofiliyi anlamaya çalışarak ne çocuk tacizinin gerçeklerini göz ardı etmiş ne de bu meseleyi hoş görmüş ya da normalleştirmiş oluruz. Tam tersine, meselenin gerçekleriyle baş edebilmek adına daha iyi bir konumda olduğumuz bir dünyaya ulaşmak için elbirliğiyle çalışmış oluruz. Pedofili hep vardı ve daima da olacak. Bunu ciddiye almadan sapıklık diyerek savuşturmanın kimseye faydası olmaz.

Pedofili, kişinin kontrol edemediği doğuştan gelen bir durumdur. Pedofillerin çoğu, çocuklara karşı cinsel suç işlemez ve dürtülerini kontrol etmek için yardım alabilirler. Toplum olarak, çocuklara karşı cinsel suçlar ve pedofili konusunda daha bilinçli olmamız gerekmektedir. Pedofiliyi anlamaya çalışarak, bu kişilere yönelik damgalama ve dışlamayı azaltarak, suç işleme riskini düşürebiliriz. Bu, çocukların güvenliğini sağlamanın en etkili yollarından biridir. Pedofili, bireyin kontrol edemediği doğuştan gelen bir durumdur ve bu kişiler uygun tedavi ve destekle suç işlemeden yaşamlarını sürdürebilirler. Pedofiliye yönelik damgalama ve dışlama, bu kişilerin yardım arama ve suç işlememe konusundaki çabalarını olumsuz etkileyebilir. Toplum olarak, bu konularda daha duyarlı ve anlayışlı olmalı, doğru bilgi ve yaklaşımlarla çocukların güvenliğini sağlamaya çalışmalıyız. Çocuğa yönelik cinsel suç işleyen herkesi pedofil olarak etiketlemekten vazgeçerek Pedofil olmakla çocuklara yönelik cinsel suç işlemenin aynı şey olmadığını aklımızdan çıkarmamalıyız.

Scroll to Top
Skip to content