Cinselliği Yeniden Düşünmek: Engelli Bireylerin Varoluşu

Cinsellik toplumda hala konuşmaktan çekinilen bir tabu. Engellilik ise merhamet ve acımayla birlikte insanların kaçınmadıklarını iddia ettiği fakat çekindiği bir olgu. İkisini bir araya getirdiğimizde ise bir bilinmezliğin içinde zihnimizden ön yargıların, kalıplaşmış ayrımcı düşüncelerin ve mitlerin çıkması muhtemel.

Engellilik ve Cinsellik Toplumda Yan Yana Gelmeyen İki Kavram

WHO (World Health Organizatıon)’a göre cinsellik – kadın, erkek, çocuk- herkesin hayatının bir parçası, hayatın diğer alanlarından ayrılamayacak temel bir ihtiyaç. Cinsellik üreme içgüdüsüyle evrimselleşse de bugün psikolojik iyi halden mental sağlığa kadar tüm sistemlerimizi olumlu ya da olumsuz etkiliyor. Ayrıca cinsellik, kendimizle kurduğumuz bağla ve bir başkasıyla romantik ilişkilenmemizle doğrudan ilgili.

Engelliliğin ve cinselliğin toplumda yan yana gelmemesinin elbette birçok sebebi var. Bunlardan ilk akla gelenler engellilerin çekici bulunmaması, engelli kişilerin cinsiyetten ve cinsel yönelimden ayrıştırılması, engellilerin cinselliği yaşayamayacağı düşüncesi, engellilerin cinsellikle ilgili bilgiye ve deneyime ulaşamaması, engellilerin ancak bir başka engelli bir kişi tarafından arzulanması gerektiği yargısı… Burada cinselliğin sadece partner ile yapılan bir eylem olarak algılanmasınında etkisi oldukça büyük. Ancak cinselliği bir başkasıyla yapılan eylem olarak görmekte cinselliğin bireysel deneyim alanını tamamıyla yok sayılmasına sebep oluyor.

Fiziksel ve zihinsel engelliler toplumda aseksüel bireyler olarak görülüyor (Shakespeare, 1996, p.199). Cinsellik deyince akla gençlik ve fiziksel çekiciliğin gelmesi, engelli kişilere yönelik merhamet ve acıma duygusunun yoğun hissedilmesi vb. nedenlerle engelli birine karşı cinsel çekim hissedilmiyor. Bu yüzden toplum engelli birinin evlenmesinin hak olduğunu düşünürken kendi veya bir yakınıyla evlenmesini doğru bulmuyor.                                      Engelli birinin başka bir engelli biriyle yakın bir ilişki kurabileceği düşüncesi oldukça yaygın. Acınası gördüğünüz kişiye yönelik ne aşk, sevgi hissedebilirsiniz ne de arzu. Engelli birini çekici bulan kişilerde kendini suçlayabiliyor. Aseksüel gördüğü, cinsiyetini yok saydığı için sokakta, toplu taşımada ve kaldırımda sizin bedeninizin herhangi bir yerine rahatça dokunabiliyor.

Cinsellik deyince hemen aklımıza performans, idealize edilmiş güzellik ve doğurganlık konuları geldiği için cinsel his ve istekler, cinsel yönelim ve cinsel varoluş göz ardı ediliyor (Kumru, 2016). Engelli birinin çekici olarak görülmemesi ve performans gösteremeyeceği düşüncesi engelli bir kişiyle yakın ilişki kurmayı engelliyor. Bunla beraber engellilik ve üreme konuları yan yana geldiğinde son zamanlarda artan bir şekilde sosyal medyada engellilerin çocuklarının da engelli olacağı, engellilerin çocuklarına bakım veremeyeceği gibi ifadelerle “Engelli kişilerin çocuk yapmaması gerektiği” fikri sıkça ifade ediliyor. Engelli birinin çocuğunun engelli olacağı veya engelli birinin bir çocuğun bakımını yerine getiremeyeceği gibi gerçek dışı ve temelsiz argümanlar bir yana; bir kişinin başka birinin bedeni ve kararı hakkında sırf karşıdaki engelli diye söz söyleme hakkını kendinde bulması kişinin engelliliğe olan ayrımcı düşüncelerinden meydana geliyor.

Engelliler kendi cinselliklerini tanıyabileceği, cinsel sağlığını koruyabileceği bilgilere ulaşamıyor. Bu bilgilere ulaşamamasının temelde üretilen içeriklerin erişilebilir olmaması ve engellilerin cinsel ihtiyaçları olmadığı düşüncesi yer alıyor. Öyle ki, doktorlar engelli bireylere cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, serviks kanseri, meme kanseri ve diğer cinsel ya da üreme ile ilgili hastalıklar ile ilgili tanı testlerini daha az kullanıyor (Kumru, 2016). Kendini yeterince tanıyamayan veya cinsellikle ilgili doğru bilgiye sahip olmayan engelli kişi kendini yeterince çekici hissetmeyip çekingen kalabiliyor. Engellilikle ilgili kalıplaşmış yargılar da çekingen davranışların sebebi olabiliyor. Yeterince cinsel eğitim almayan veya toplumsal kuralları içselleştiremeyen engelliler de zaman zaman gösterdikleri uygunsuz cinsel davranışlar sebebiyle de yargılanarak ötekileştiriliyor. Bu eğitime erişimin engellenmesinin bir diğer sonucu da engelli çocukların tipik gelişen çocuklara oranla daha fazla cinsel istismara maruz kalıyor olmaları. Bazı engellilik durumları cinselliği direk etkileyebilirken birçok engelli bireyin sosyal ve cinsel ilişki kurmak için önünde sadece toplum tarafından konulan ön yargılar vardır. Cinsellik herkeste olduğu gibi sadece fiziksellikle sınırlı değildir, cinselliğin duygusal kısmı da en az fiziksel kısmı kadar değerlidir.

Engelli bireylerin cinsel varoluşları kabul edilmeyi hak eder. Engellilerinde herkes gibi cinselliğini ifade edebilme hakkı vardır. Bu hak bireye istediği kişiyle cinsel ilişkiye girme ya da girmeme, evlenme, aile kurma ve çocuk yetiştirme hakkı sağlar. Bu alanda eşitsizliklerin azalması için kişilerin bilgi sahibi olması gerekmektedir. Kişilerin bilgi sahibi olabilmeleri için de eğitim gerekmektedir.

Sonuç olarak, Engelli bireylerin cinsel sağlık ve eğitim konularında yeterince bilgiye erişememesi nedeniyle cinsel sağlık haklarının sıkça ihlal edildiğinden hareketle; engelli bireylerin cinsellikle ilgili haklarına saygı duyulması, cinsellik algısının genişletilmesi, engelli bireylerin de cinsel varoluşlarının kabul edilmesi, toplumsal bilincin artırılması ve engelli bireylere yönelik daha erişilebilir bilgi kaynaklarının sağlanması gerektiği açıktır. Daha kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesi için ise çaba gösterilmesine ihtiyaç vardır.

Kaynakça:

Kumru (2016). https://www.raykakumru.com/single-post/2016/08/11/engellilik-ve-cinsellik (Erişim Tarihi: 1.12.2023)

Shakespeare, T. (1998). The Disability Reader: social sciences perspectives. London: Cassell.  

Scroll to Top
Skip to content