Ülkemizde seçimlerde, engellilerin yaşadığı bir sorundan bahsedildiğinde veya engellilerin yaşadığı bir sorunun çözümü için talepte bulunulduğunda her seferinde engellilerin net olmayan sayısından bahsediliyor. Hiçbir kurumun elinde ülkemizde yaşayan engelli nüfus oranının bir karşılığı bulunmadığından, TÜİK tarafından 2002 yılında yapılan araştırmada elde edilen %12.9 veya Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 2011 yılında yapılan konut araştırmasında ortaya çıkan %6.9 oranlarına atıfta bulunuluyor. Her iki oran arasında yarı yarıya fark var. Bu oranların belirsizliği üretilecek politika önerilerini de bu politika önerilerinin savunulmasını da güçleştiriyor.
Engellilikle ilgili kamuoyundan veya bürokrasiden bir hak talebinde bulunulduğunda; “engelliler olarak şu kadar nüfusa sahibiz”, “engelliler aileleriyle birlikte bu kadar nüfusa sahip” gibi ifadelerde bulunuluyor. Seçim dönemlerinde oy kaygısıyla birlikte; hak kaybı yaşayan ve sorununun çözülmesini bekleyen kişi sayısının fazlalığı karşı tarafta ikna olmak için bir sebep doğursa da engelliler nasıl birbirilerinden çok farklı sorunlar yaşıyorlarsa, birbirilerinden de farklı konuları politik olarak önceliyorlar.
Engellilerin ve ailelerinin siyasi tercihlerinin yekpare bir şekilde bir tarafa yönelmesi elbette mümkün değil. Bununla beraber engelliler ve ailelerinin; politik tercih yaparken tarafların engellilik olgusunu nasıl ele aldıklarını, engellilere yönelik politikalarını, hayata geçirmeyi taahhüt ettikleri projelerini ve neleri sorun olarak tanımladıklarını bilmek güç.
Engelliler içinde yaşadıkları toplumdan ayrı düşünülemez. Her siyasi ideolojiden kişi siyasi bakış açısına göre bir tercihte bulunuyor. Tercihte bulunurken de daha çok politik görüşüne uygun veya öncelediği unsurlara göre yöneliyor. Engelli bir kişiyi salt engelliliğiyle değerlendirmek oldukça yanlış. Zira herkes gibi engelliler de farklı ideolojilerden beslenerek bir dünya görüşüne sahip ve bu dünya görüşüne göre politik tercihleri şekilleniyor. İdeolojilerin engelliliğe dair bakış açısı kişilerin engelliliğe yönelik bakış açısını şekillendirirken, kişinin engelliliğe yönelik bakış açısı da ideolojisini etkileyebiliyor.
Sonuç olarak; engelli nüfusunu bilmek yaşanan sorunların kaç kişiyi etkilediğini ve üretilecek politikaları netleştirmek açısından önemli olsa da engellilerin yekpare biçimde bir inanışa, bir ideolojiye sahip olmadığını, politik tüm bireysel farklılıkların engelliler için de geçerli olduğunun farkına varılması gerekiyor. Politik tercihlerde genellikle engellilik bir öncelik değil, olması da beklenemez.